<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>HaberForex</title>
	<atom:link href="http://www.haberforex.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.haberforex.com</link>
	<description>Forex hakkında</description>
	<lastBuildDate>Wed, 16 May 2012 17:36:32 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.2</generator>
		<item>
		<title>ZEUS’UN LANETİ SARI METAL ALTIN’I YILDIRAMAYACAK</title>
		<link>http://www.haberforex.com/zeusun-laneti-sari-metal-altini-yildiramayacak</link>
		<comments>http://www.haberforex.com/zeusun-laneti-sari-metal-altini-yildiramayacak#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 May 2012 17:36:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>HaberForex</dc:creator>
				<category><![CDATA[MAKALELER]]></category>
		<category><![CDATA[Altın]]></category>
		<category><![CDATA[metal]]></category>
		<category><![CDATA[zeus]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.haberforex.com/?p=531</guid>
		<description><![CDATA[Son yılların en çok parlayan yıldızı altın, bu aylarda kötü zamanlar geçirmeye devam ediyor. Global kriz her geçen gün varlığını hissettirmeye devam ederken, tedirgin yatırımcılar kervanı da gün gün artıyor. Bu durum risk iştahını keserken, riskli varlıklardan kaçış söz konusu [&#8230;]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Son yılların en çok parlayan yıldızı altın, bu aylarda kötü zamanlar geçirmeye devam ediyor. Global kriz her geçen gün varlığını hissettirmeye devam ederken, tedirgin yatırımcılar kervanı da gün gün artıyor. Bu durum risk iştahını keserken, riskli varlıklardan kaçış söz konusu .  Tüm dünyayı saran Zeus’un laneti, altın fiyatlarını etkiliyor gibi görünse de, sarı metal son hamlesini henüz yapmadı. </p>
<p>                Oldukça uzun zamandır gündemi meşgul eden Avrupa borç krizi, gün geçmiyor ki yeni bir haberle piyasalarda korku oluşturmaya devam etmesin. Yunanistan, İngiltere, Almanya, Fransa derken Euro&#8217;nun dağılma endişesi, ardından gelen seçimler, Yunanistan&#8217;ın başlı başına oluşturduğu kaos ortamı yatırımcının kafasını karıştırdığı gibi, yeni güne &#8221;acaba bu gün ne olacak&#8221;endişesiyle uyanmasını sağlıyor. Tüm bunlar korkuların hat safhaya çıkmasına sebep oluyor ve tüm dengeler bozuluyor. Uzun yıllardır, zirveyi kimselere vermeyen altın fiyatları bile bu kaostan etkilenerek, oldukça geriledi. 17 haftanın en dip seviyesinde hareketine aşağı yönlü devam eden sarı metal altın, bu kez yatırımcının korkularını iki kat arttırdı.</p>
<p>                Bu denli şaşırtıcı hareketler yapmaya devam eden altın, olumlu haberleri görmezden gelmeye devam ediyor. Son zamanlarda talebin arttığını gösteren haberlerin hepsi tepkisiz kaldı. Bunların başında elbette ki Çin geliyor. Çin&#8217;in altına olan talebi, geçmiş yıllara nazaran oldukça artmış durumda. Kim altın satarsa satsın, onu mutlaka Çin alıyor. Fakat tüm bunların yanında, Avrupa&#8217;daki borç krizi, son dönemde dolar fiyatlarındaki güçlenme ve ABD Merkez Bankası Fed&#8217; den gelmeyen parasal genişleme ve en önemlisi de yatırımcıların psikolojisinden kaynaklanan bir hareketle fiyatlar aşağı yönlü hareketine devam ediyor. </p>
<p>                Hangi ekonomi portalına bakarsak bakalım bu günlerde herkesin bahsettiği ortak konu olan altın fiyatları, bir çok  kişinin ilgi odağı. Düşüş trendi devam edecek mi, yoksa bu bir alım fırsatı mı? Elbette herkesin bu konu ile ilgili bir fikri  var. Aslına bakacak olursak büyük çoğunluk, artık altının ihtişamını kaybettiği ve düşüşün çok uzun zaman devam edeceğini savunuyor. Fiyatların bir kaç yıl önce test ettiği seviyeleri test etmesinin mümkün olduğunu düşünenlerle beraber, günümüz çağdaş insanının altına yatırım yapmayacağını söyleyen ünlü yatırımcılar bile mevcut. Fiyat için, &#8216;artık buradan döner denilen 1600 ons seviyesini de kırmasıyla bu tezi savunan yatırımcı sayısı daha da arttı. Şimdilerde fiyat, durabilmek için yeni bir destek arayışında. Bu seviyeyi bulabilmesi de, yatırımcıların tutumuna bağlı. </p>
<p>Bir diğer taraftan, bunca yıllık gözde yatırım aracının bu günkü konumu incelendiğinde, bu düşüşün aslında istenilen bir durum olduğu sonucu da çıkabilir. Daha önce benzer hareketlerle karşılaşan altın fiyatları, bazı büyük yatırımcıların, en dipten alım yapabilmesi için küçük yatırımcıyı tedirgin etme durumuyla yine karşı karşıya kalıyor. Zaten fiyatın son yıllarda çok tırmandığı söylentileri dolaşırken, aslında düzeltme hareketi için yapılan kar realizasyonları, beraberinde kolayca paniği de getirebiliyor. Bu durumda bu panik havasını arttırmak için bir miktar daha satışın gelmesi kimseyi şaşırtmamalı. Şu anda 1560 ons seviyesinde bulunan sarı gelin altın için, ilk durak biraz daha aşağılar olabilir dediğimiz destek seviyelerine birazdan değinmekle beraber, unutmamak gerekir ki; altın fiyatlarındaki düşüşün sınırlı olabileceğine dair önemli bir ipucu da fiziksel altın borsasındaki sistematik artış. Binyıllardır piyasada varlığını sürerek, her kötü fırsatı kendine çevirmeyi başaran altın, bu gün kötü gibi görünen bu durumu da kendi lehine çevirebilir. Geçmiş yıllarda da olduğu gibi altın için &#8221;artık altın devri bitti &#8221; dendiği her dönem, yeni bir sürpriz yaparak rekor seviyelere imza atmıştır. Son zamanlarda ard arda yaptığı bu sert düşüşler de yeni rekorların habercisi olabilir. O zaman bilmeliyiz ki, altın fiyatındaki ani ve sert yükseliş, bu günlerde yapılan bir nevi manipülasyonun sonucu olabilir. Dip seviyelerden toplayan büyük yatırımcılar ve hedge fonları, bekledikleri seviyelerden yüksek lotlarla alım yaparak, bu durumu fiziksel talep ile birleştirip fiyatlara yeni rekorlar tattırabilirler. </p>
<p>                Teknik olarak incelediğimizde, 2008 yılından itibaren sürdürdüğü yükseliş trendinin altında hareket etmeye başlayan fiyat, bu hareketine az öncede belirttiğimiz gibi yeni bir destek arayışını tamamlayana kadar devam edebilir. Teknik analizin gözünden baktığımızda bu destek seviyesini 1515 ons fiyatı olarak görebiliriz. Bu seviyeden de dönmeyip düşüşüne devam etmesi durumunda 1500&#8242;ün de altına gerileyerek 1475 seviyelerine kadar salınım yapabilir. Her durumda 1500 seviyesinin psikolojik destek seviyesi olabileceğini unutmamakta fayda var. Fiyat tahmin edilen bu seviyelere kadar gerilese bile, altın çağının sona erdiğini düşünenlere katılmıyorum. Popüler yatırım aracı altın, çok yakın zaman içinde satışları sonlandırarak alımlara başlayabilir. Özellikle Haziran-Temmuz aylarında dip seviyeleri görmesi beklenen dolar endeksi, beklenen hareketi yaparsa, altın fiyatları da yeni rekorlara imza atabilir. Ama her türlü senaryoyu değerlendirerek unutmamak gerekir ki, çok uzun yıllardır güvenli liman olarak görülen değerli metal, ihtişamına bu kadar kısa zamanda veda etmeyecek ve kaldığı yerden yatırımcısının yüzünü güldürmeye devam edecektir. Böyle bir durumda tekrardan 1900 ons seviyelerini test etmesi kimseyi şaşırtmayacaktır. Hatta yılsonuna kadar uzun zamandır beklenen 2000 seviyesinin üstüne çıkması muhtemel. Hepimiz biliyoruz ki, piyasaya girmek için en uygun zaman, hiç kimsenin o varlığa inanmadığı zamandır. Küçük yatırımcı korkup kaçtıkça, asıl büyük alıcılar bu mantıkla fiyatlara ralli yaptırabilir. Bu durumda değerli metal altın, son hamlesini yapıp,  Zeus’un lanetini de aşmaya başaracaktır. </p>
<p>Arzu KIYAK<br />
TeleTrade Antalya</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.haberforex.com/zeusun-laneti-sari-metal-altini-yildiramayacak/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>15 Mayıs 2012 &#8211; EUR/USD ANALİZ</title>
		<link>http://www.haberforex.com/15-mayis-2012-eurusd-analiz</link>
		<comments>http://www.haberforex.com/15-mayis-2012-eurusd-analiz#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 May 2012 10:39:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>HaberForex</dc:creator>
				<category><![CDATA[ANALİZLER]]></category>
		<category><![CDATA[euro dolar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.haberforex.com/?p=527</guid>
		<description><![CDATA[Ekonomik krizin neden olduğu siyasi krizin sürdüğü Yunanistan&#8217;da hükümet arayışları sürerken, teknokrat Başbakan Lukas Papademos, dışarıdan yardım gelmemesi durumunda ülkenin Haziran ayı başlarından itibaren parasız kalacağını bildirdi. Papademos, Cumhurbaşkanı Karalos Papulyas&#8217;a sunduğu bir raporda, seçimler nedeniyle devlet mekanizmasının gevşemesi sonucu [&#8230;]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ekonomik krizin neden olduğu siyasi krizin sürdüğü Yunanistan&#8217;da hükümet arayışları sürerken, teknokrat Başbakan Lukas Papademos, dışarıdan yardım gelmemesi durumunda ülkenin Haziran ayı başlarından itibaren parasız kalacağını bildirdi. Papademos, Cumhurbaşkanı Karalos Papulyas&#8217;a sunduğu bir raporda, seçimler nedeniyle devlet mekanizmasının gevşemesi sonucu vergilerin tahsil edilemediğini, vergi mükelleflerinin de vergi ödemede isteksiz davrandığını belirterek, bu durumun devletin ihtiyaçlarının karşılanmasında büyük zorluklar yarattığını bildirdi. Raporunda ayrıca, ilk kurtarma paketinin Mayıs ayı taksiti olan 1 milyar Euro kesilmesi durumu daha zorlaştırdığını bildiren Papademos, ülkedeki siyasi istikrarsızlığın bir an önce aşılarak, AB ve IMF&#8217;den yeni yardımların ödenmesinin yolunun açılmaması durumunda, ülkenin öngörülenden daha kısa bir sürede &#8220;sıfır noktasına&#8221; gelerek yükümlülüklerini yerine getiremez duruma düşeceğini belirtti. 1 Temmuz 2001 ve 13 Temmuz 2008 yıllarında oluşan ve günümüzde de devam eden demark trendline kanalında paritenin bazı kritik noktalara kadar gerilediğini ve bu kritik noktalarda oluşacak dönüşlere dikkat etmek gerekmektedir. Teknik olarak baktığımızda gün içi düşüşlerini sürdüren parite için 1,2830 ve 1,2710 destekleri önemlidir. Uzun vadeli düşüş beklentimizin devam ettiği ve 1,2620 desteğinin hedef olarak belirtildiği parite de yukarıda belirlediğimiz kritik destek seviyelerini takip etmek ve bu duruma göre gerek tepki alışlarındaki yükseliş fırsatından gerekse kanalı kırması durumunda düşüşlerden yararlanılarak kar elde edilebilir. Avrupa’dan gelen olumsuz haberler ile Dolar Endeksinin güç kazanması paritenin şuan ki düşüşlerini sağlamaktadır. Bu durumun devam etmesi ile birlikte var olan düşüş beklentimize katkı sağlayacak ve düşüşlerine devam edecektir. Eğer Avrupa’dan olası iyi haberler gelirse ya da uzun bir süredir yükselişlerine devam eden Dolar Endeksi tepkisini gösterirse parite de tepki alımları gelebilir ve bu durum yukarıda da sözünü ettiğimiz geri dönüş sinyalleri olabilir. Eğer parite böyle bir tepki alışlarına maruz kalırsa da yeni bir yükseliş trendinden söz edebilir ve 1,31**’li seviyeler hedeflenebilir. Gün içi baktığımızda da 1,2885 direncinin önemli olduğunu, bu direncin altında düşüş baskısına devam edeceğini söyleyebiliriz. Eğer parite 1,2885 direncinin altında kalmayı sürdürürse gün içerisinde 1,2755 desteğini test etmesi beklenilmektedir</p>
<p>Gcmforex</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.haberforex.com/15-mayis-2012-eurusd-analiz/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zayıf Siyasi Otorite Karşısında Düşen Petrol Fiyatları</title>
		<link>http://www.haberforex.com/zayif-siyasi-otorite-karsisinda-dusen-petrol-fiyatlari</link>
		<comments>http://www.haberforex.com/zayif-siyasi-otorite-karsisinda-dusen-petrol-fiyatlari#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 May 2012 18:46:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>HaberForex</dc:creator>
				<category><![CDATA[MAKALELER]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.haberforex.com/?p=523</guid>
		<description><![CDATA[Petrol, halk arasında bilinen türünde benzin, gaz yağı, motorin gibi kullanımdan öte yükselen yıldız enerji sektöründe çok daha fazla talep edilmekte. Endüstriyel kullanımda adından söz ettiren bu siyah altın, Juan Pablo Perez’in (OPEC) deyimiyle ‘şeytanın pisliği’, gelecek için, insanoğluna yaşam [&#8230;]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Petrol, halk arasında bilinen türünde benzin, gaz yağı, motorin gibi kullanımdan öte yükselen yıldız enerji sektöründe çok daha fazla talep edilmekte. Endüstriyel kullanımda adından söz ettiren bu siyah altın, Juan Pablo Perez’in (OPEC) deyimiyle ‘şeytanın pisliği’, gelecek için, insanoğluna yaşam hakkını getirmesinin yanı sıra onu yok etmeye çalışan da en büyük faktör. Kullanım sahasındaki tahribat, emtiaların sultanı altının çıkarılmasındaki tahribattan çok daha fazla. Her geçen gün, artan talebi karşılamaya çalışan, mevcut üreticiden tüketiciye açılan boru hatları ve kanallar, kara ve deniz taşımacılığı, bu riskli maddenin geleceğini, insanın geleceğiyle paralel tutmakta. Her ne kadar malum emtianın kullanım alanı genişlese de, alternatif enerji kaynakları da petrolün tahtını artık devirmek üzere. Özellikle elektrik talebinde kömür ve doğalgazın yanında yenilenebilir enerji kaynakları, ülkelerin ve çevre örgütlerinin desteğini de almaya çalışmakta. Dışa bağımlı ülkeler için ise alternatif yollar, bazı risklerle çözüm olarak halklarına sunulmakta. Bu konuyu örneklemek gerekirse, Türkiye özellikle Karadeniz üzerinde ‘Hidroelektrik Santralleri’ ve ‘Nükleer Santral’ kurulumlarını hayata geçirdi/geçirmek üzere. Şu anki aşamada doğal tahribat ‘HES’ler ile çok ciddi boyutlara ulaşmış durumda. Nükleer Santral kurumunda ise bir problem yok. Ancak deprem bölgesi konumunu ve nükleer enerjinin tahribatını unutmak, önemli bir handikap. Son güncel örneği Uzakdoğu’da sergilenen bu santrallerden dünya vazgeçerken, başta siyasiler ve kural yapıcıların dikkatli olmaları, ülkenin tüm geleceğinin riske atılmasıyla örtüşmekte. Ciddi kazanımlar, ciddi sorumluluklar getirecektir. Ülkenin petrol ayağında ise amaç her ne kadar enerji üretiminde ki masrafları azaltmak olsa da normal sondajlamanın yanı sıra kayalardan petrolün çıkarılmasının ciddi rezervlere dönüştüğü gerçeğini de atlamamakta fayda var. Türkiye, dünya petrol yataklarının en yakın komşusu ve kendi ihtiyacını dahi karşılamayan sondaj çalışmaları yapmakta. Kıbrıs’ta, Rum kesiminin sondaj çalışmalarına karşılık, misilleme adı altında yapılmaya çalışılan aramalardan ziyade, ciddi anlamda üretim potansiyelini artıracak çalışmalar daha aktif yapılmalı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün yerli otomobil üretimi için söylediği ‘ Biz otomobilden önce uçak ürettik’ sözü, bu durumu niteleyen ve mevcut durumu özetleyen en güzel açıklama oldu. Potansiyelini, yabancı sermeye üzerinden değil kendi öz kaynaklarından yaratan bir Türkiye, her bilinçli yurttaş için gerçekleşmesi istenen en büyük istek.</p>
<p>Türkiye mevcut potansiyeli hala göstermemişken, dünya üzerindeki genel durum nedir?</p>
<p>Yenilenebilir enerjiye ciddi yatırımlar yapılmaya başlanmış ve kayalarda sıkışmış petrol üretimi dahi artmışken, dünya genelindeki sıkıntı, bu kaynakların her geçen gün azalması değil, siyasi anlaşmazlıklar  ve talebin artmasıyla orantılı fiyatların yükselmesi. Brent petrol fiyatları birkaç hafta öncesinde tavan hareketleri yapmış, Libya savaşı çıkarılış, İran ambargosu için 1 Temmuz tarihi verilmiş hatta Suriye’de halk ile ordu karşı karşıya gelmiş ve kan akmıştı.  Tüm bu sıkıntının Ortadoğu üzerinde olması, yeni sömürgecilik kavramının ‘Demokrasi’ adı altında yapılmaya başlanmasından başka bir şey değil. Elbette, halkına tank gönderenlerin cevabının karşılıksız kalmasına kimse razı olmamalı. Ancak siyasi otoritenin bu denli halkına düşmanlaşması da sorgulanmalı. Libya ve İrandolayısıyla ülke ekonomilerinin sıkıntı yaşayacağı gerçeği, Suudileri koşulsuz üretim artırımına itti. Kara elmasın gündeminde piyasaları rahatlatan açıklama Suudilerden geldi. Sözlerinin arkasında da durdular. Nedeni ise hem kaynaklarının bol olması hem de dedikleri gibi ‘üretimi artırırız, sıkıntı yok’ demeçlerinin gerçekle bağdaşlaşması. Artan üretim ve ne pahasına olursa olsun karşılanan talep, fiyatları da düzenli bir şekilde aşağı çekti. Çekmeye de elbette ki devam edecektir. Abd’nin  yılda 3 milyar varil petrol ihraç eden bir ülke olan Suriye’ye göz diktiği gerçeği, Suudilere bol kazanç getirmekten başka bir şeye yarayacağa benzememekte. Eski mantalitede ‘ülkeyi işgal et, kaynaklarını tüket’ mantığı, işgalci devletlere ekonomik kazanımlar getirse de toplumsal baskı, bu hareketleri artık kabul etmeyeceğini belli ediyor. Arap baharı ve Libya savaşı bu değişimde rol alan başlıca aktörler.</p>
<p>Petrol’e yatırım için sağlıklı düşünme vakti !&#8230;</p>
<p>Dünya üzerinde artan siyasi istikrarsızlık, ekonomik daralmalar, bilinçsiz portföy ve kredi yönetimi, baskı altında kalan ve gerçekliği sorgulanan derecelendirme kuruluşları, işten çıkarmaların krizin hemen sonrası dönemindeki gibi eğilim göstermesi, güven endeksleri ve GSMH rakamlarının tedirgin ettiği piyasalarda artık güvenli liman aramak, üstat İlyas Salman’ın ‘Sarı Mercedes’ filmindeki gibi taklalar atan bir araç ile yola devam etmekten başka bir şey olamaz. İstikrarsızlığın olduğu bir ortamda yatırım potansiyelinden kaçmak yada daha yumuşak deyim ile piyasa da oyuncu olmamak, risk iştahı olmayan yatırımcı için en doğru karardır. Ancak George Soros gibi ‘riski ne kadar sevdiğiniz kazanımlarınızla aynı orantıdadır’ fikri ile yatırımlar hayata geçirilebilir, gün sonunda kazanımları üst limitlere çekebilir. Brent petrol için bilinen en doğru bilgi yine Suudilerden geldi ve ‘ aşırı yüksek rakamlar’ söylevleri ile fiyatları şu an ki seviyeden de aşağı çekme girişimleri, artan üretimleri ile açıklanabilir. Suudiler, sabahlara kadar petrol üretimi yapadursun, petrole alternatif kanalların yaygınlaşması fiyatları daha da geri çekebilecek, ütopya ile düşünülürse, siyasi istikrarsızlık ve altın gibi lider emtiaların bile yatırımcının tedirginliği altında değer kaybedebileceği uzak bir düşünce olmamalı. Çin, artan talebiyle fiyatları tehdit etse bile, Libya’da, istikrar sonrası üretimin başlaması, İran ambargosundan önce, başta Amerika ve Avrupa Birliği ülkelerinin stoklarını artırması ve Suriye’de silahsız bir çözüm ortamının oluşması fikri, fiyatların gerilemesi için her şeyin hazır olduğunun resmi. Petrol boru hatları ve taşımacılık ile ilgili muazzam bir sıkıntının olmaması da, talebin karşılandığı piyasa da istikrarı getirecek etmenler. Özellikle, Hürmüz Boğazı ile ilgili yaptırım ve tehditler sonrasında gerilen fiyatlar, sakinliğini sağlamış durumda. </p>
<p>Siyah Altında Temel ve Teknik Analiz</p>
<p>Petrol yatırımcısında, anlık hareketler, akan piyasa oyuncularının etkisi altında kalma, panik alım/satımları yada bilinçsiz yaklaşımlar… İsmi ne olursa olsun genel profilde üzgün bir seyir hakim durumda. Pekala, bu kadar istekli ve bilinçli yaklaşmaya çalışırken genel kayıplar neden oluşmakta. </p>
<p>Oluşan siyasi bir istikrarsızlıkta, piyasanın oyuncusu olma fikri, özellikle küçük yatırımcı için av olma potansiyeli yaratıyor. Büyük yatırımcılara ise bu türlü hareketler kazanç olarak geri dönüyor. Bu türlü istikrarsız ortamlarda forex piyasalarındaki parite akışlarını izlemek, kısa zamanlı alış/satış fırsatları yaratabilir. Sabır isteyen petrol yatırımı için ise hem temel hem de teknik analizde satış yönlü eğilim çatısı altında durmak şu an  aynadaki iyi yansıma olarak gözükmekte. 121/127 Dolar fiyat aralığında yatay piyasa oluşturan parite için söylenecek söz hala çok pahalı olmasıydı. 116/121 Dolar arasına salınım yapan ve burada üçgen formasyonuna dahil olan parite için, oluşan şeklin kırılması durumunda normal seyir başlamış olacak.  Biraz daha sadeleştirmekte fayda var…</p>
<p>Temel analiz kısmında, petrol arz ve talebinde genel bir sıkıntı görünmüyor. Ancak, İran ve Suriye yakından takip edilmesi gereken iki haylaz çocuk profilinde. Teknik analizde ise üçgen formasyonu her an bitebilir. Üçüncü vuruş düşüncesiyle yükseliş grafiği çizmek isteyen, yalnız, işin temel boyutunda satış baskısıyla 113/116 Dolar seviyelerini ay içerisinde takibe alan bir piyasa bulunmakta. Genel görünüm satış baskısıyla rahat nefes aldırmak gibi gözüken piyasada boğalardan uzak durmak elbette ki akil karar. Anlık salınımlardan ziyade tutunma hareketleri yapan pariteye oynamak mantıklı bir yaklaşım olabilir. Grafik bazındaki görünüm ise şu şekilde ;</p>
<p>Çağlar TUNCAY<br />
TeleTrade İstanbul</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.haberforex.com/zayif-siyasi-otorite-karsisinda-dusen-petrol-fiyatlari/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Will US-game be able to beat the Europe?</title>
		<link>http://www.haberforex.com/will-us-game-be-able-to-beat-the-europe</link>
		<comments>http://www.haberforex.com/will-us-game-be-able-to-beat-the-europe#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 05 May 2012 06:50:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>HaberForex</dc:creator>
				<category><![CDATA[MAKALELER]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.haberforex.com/?p=520</guid>
		<description><![CDATA[Greek-efforts had taken into the play after a hard-ended year of 2011. Euro was over devalued against USD and with the beginning of 2012 it tried to value the efforts of Greek-treatment. All actions had been made step by step. [&#8230;]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Greek-efforts had taken into the play after a hard-ended year of 2011. Euro was over devalued against USD and with the beginning of 2012 it tried to value the efforts of Greek-treatment. All actions had been made step by step. After the quarrels of whether Greece worths it or not, “Rescue Package” became real. In the beginning of the first 2 months of new year, Euro gain value against USD.</p>
<p>However, Euro’s happy-hours did not last too long and the dream had ended. Not only debt crisis in Greece but also Spain and Italy will cause tolling bells. </p>
<p>Was the Europe unique guilty? Or was there something else either?</p>
<p>Besides bad macro-winds for Europe, bad macro events from US also cause Euro losing its value. In each FED meeting, Ben S. Bernanke was acting as an Award-winner actor by emphasizing the same 3 subject; fixed interest-rates until 2015, moderate devolopment in economic growth, improving jobless-data. These made USD stronger. </p>
<p>Under these circumstances risk appetite was falling and the demand for USD was increasing.</p>
<p>In this period, DXY, which was the index for the largest economy’s reserve note, made crucial movements with the effects of macro datas.</p>
<p>Fall of DXY by the beginning of 2012, strengthen devaluation of USD. Rising trend of DXY made a correction in this period. DXY was bouncing between the resistances and supports of correction which began by 2012.</p>
<p>Here, consolidation can be seen easily. If this pressure breaks-out above; 80,00 level will become important again.  Testing this level and passing over it may strengthen the USD. </p>
<p>In the other hand, if we think for the alternative scenario, 78,77 support level must be passed below. If this happens we can say that down-trend is going on, so devaluation of USD.</p>
<p>Besides these technical assumptions, fundamental factors must not be undervalued. Speculations of rating-cuts for France –little brother of Germany- may affect as euro-decline. These speculations are as ones said before “fly in the oinment”. </p>
<p>**DXY: The US Dollar Index (USDX) is an index (or measure) of the value of the United States dollar relative to a basket of foreign currencies.</p>
<p>It is a weighted geometric mean of the dollar&#8217;s value compared only with EUR, JPY, GBP, CAD, SEK, CHF.</p>
<p>Berk ARKAN<br />
TeleTrade İzmir</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.haberforex.com/will-us-game-be-able-to-beat-the-europe/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BİRAZ KRİZ VE BOLCA SİESTA</title>
		<link>http://www.haberforex.com/biraz-kriz-ve-bolca-siesta</link>
		<comments>http://www.haberforex.com/biraz-kriz-ve-bolca-siesta#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 25 Apr 2012 20:39:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>HaberForex</dc:creator>
				<category><![CDATA[MAKALELER]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.haberforex.com/?p=516</guid>
		<description><![CDATA[Avrupa’nın çalkantılı kriz fırtınasında ağır yara alan ve batmamak için çırpınan Yunanistan’ın ikinci kurtarma paketi yola çıktı. Genel olarak verimsiz bir ekonomi, yüksek kamu borç ve bütçe açığına sahip olan ekonomisini kurtarabilmek adına 350 milyar euro borç altına giren Yunanistan, [&#8230;]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Avrupa’nın çalkantılı kriz fırtınasında ağır yara alan ve batmamak için çırpınan Yunanistan’ın  ikinci kurtarma paketi yola çıktı. Genel olarak verimsiz bir ekonomi, yüksek kamu borç ve bütçe açığına sahip olan ekonomisini kurtarabilmek adına 350 milyar euro borç altına giren Yunanistan, batmamak için Almanya ve Fransa gibi sanayisi ve ekonomisi gelişmiş ülkelerden yardım almaya devam edecek gibi görünüyor.</p>
<p>2 Mayıs 2010’da AB tarafından 80, IMF tarafından 30 milyar euro olmak üzere toplamda 110 milyar euro borçlanmış olan Yunanistan, halen daha ekonomik krizden çıkabilmiş değil. Bunun yanında alınmış olan bu kurtarma paketlerinin karşılığında Yunanistan hükümeti, Yunan halkından uzun sürecek kemer sıkma politikaları doğrultusunda yaşamaları gerektiğini belirtiyor. Bu durum, halkın yabancı devletlerin boyunduruk ve ekonomik dayatmaları altında kalmama mücadelesine dönüşüyor ve ülke içerisinde kaosa neden oluyor. </p>
<p>Yunanistan’ın en büyük destekçisi olarak görülen Almanya ve Fransa, aslında Yunanistan’ın en büyük iki alacaklısı. Komşu’nun kullanmış olduğu yüksek meblağlardaki krediler, Fransız ve Alman bankalarından alınmış durumda. Yunanistan resmen iflas etmiş olduğunu açıkladığında en büyük maddi zararı görecek olan iki ülke Fransa ve Almanya olacak. </p>
<p>Türkiye 2001 yılında atlatmış olduğu krizde 50 milyar dolara yakın borca girmiş ve krizin atlatılmasının akabinde borçların ödenmesine ilişkin kamu maliyesini de içine alan bir dizi ağırlaştırılmış vergileri öngören tedbirler almıştı. Sanayi bakımından güçlü, çalışkan genç bir halka sahip ve üretken bir ülke olan Türkiye, almış olduğu ekonomik tedbirlerin meyvelerini kısa zamanda toplamaya başladı. On yıl içerisinde alınmış olan tedbirler ve doğru atılan adımlar sayesinde Türkiye ekonomisi düzlüğe çıkmanın ötesine gitmiş, ekonomik göstergeleri ve milli gelir seviyeleri 3,5 katına çıkmış, ekonomisi çalkantılı dönemlere karşı şu an daha dayanıklı hale gelmiştir. </p>
<p>Sanayi bakımından üretimi yok sayılabilecek kadar az olan Yunanistan’ın ülke yapısı; Türkiye’nin aksine, genç, çalışkan ve üretken bir halka da sahip değil. Nüfusu az olan Yunanistan’ın aldığı borçları üretime endeksli olarak geri ödemesi mümkün görünmüyor ve kısır ekonomisi, gün geçtikçe de küçülüyor.Siesta..siesta..nereye kadar! Bir Yunanlı’ya göre ‘‘siesta’’ her şeyden önce gelir, bilakis; bir Alman’a göre ‘‘iş’’ her şeyden önce gelir. 5parmağın 5’i bir değil işte..Almanya ve Yunanistan birbirine benzemeyen iki kardeş gibiler. Yunanistan’la aynı karakterde olan bir diğer kardeş ise İtalya. Aynı saatte, bir Alman harıl harıl çalışırken; bir İtalyan ‘‘Dolce far niente’’(mola-keyif zamanı) der.</p>
<p>Almanya veya Türkiye’nin sanayi yapısının aksine, “siesta”yı her şeyden önce gören Yunanlılar’ın, bolca siesta’dan sonra ani yakalandıkları ekonomik krizden aldıkları darbeye, Almanya ve Fransa’nın taşıma suyundan gelecek destekler ile uzun süre dayanamayacakları kesin. Yunanlılar artık ekonomilerinin nasıl kurtulacağını değil, en az zarar ile nasıl iflas edebileceklerini hesaplamaya başlarlarsa, belki Fransa ve Almanya’nın alacaklarını uzun vadede kısmen ödeyebilme şansını yakalayabilirler.  </p>
<p>Özgen GEDİK<br />
TeleTrade Antalya</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.haberforex.com/biraz-kriz-ve-bolca-siesta/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>JAPONYA&#8217;DA TSUNAMİ&#8217;NİN YENİ ADI &#8221;YEN&#8221;</title>
		<link>http://www.haberforex.com/japonyada-tsunaminin-yeni-adi-yen</link>
		<comments>http://www.haberforex.com/japonyada-tsunaminin-yeni-adi-yen#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Apr 2012 16:44:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>HaberForex</dc:creator>
				<category><![CDATA[MAKALELER]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.haberforex.com/?p=512</guid>
		<description><![CDATA[Japon hükümeti, Japonya’da meydana gelen 9 büyüklüğündeki depremin ardından oluşan Tsunami felaketinin maliyetinin 300 milyar doların üzerinde olduğunu açıklamıştı. 1995 yılında Kobe depremini yaşayan Japonya, bu sefer depremin yanında birde Tsunami ile de karşılaşmasına rağmen ekonomisi 1995 yılına göre daha [&#8230;]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Japon hükümeti, Japonya’da meydana gelen 9 büyüklüğündeki depremin ardından oluşan Tsunami felaketinin maliyetinin 300 milyar doların üzerinde olduğunu açıklamıştı. 1995 yılında Kobe depremini yaşayan Japonya, bu sefer depremin yanında birde Tsunami ile de karşılaşmasına rağmen ekonomisi 1995 yılına göre daha az zarar gördü. Bunun sebebi, deprem ve tsunaminin vurduğu bölgelerin Japon ekonomisine %8 civarlarında katkıda bulunuyor olmaları.</p>
<p>Depremin ardından meydana gelen Tsunami felaketinde zarar gören Fukuşima nükleer enerji santralinde meydana gelen tahribat, nükleer santralin radyasyon sızdırdığının başka bir ispatı oldu. Son gelen haberlerde santralden sızan radyasyon miktarının ölümcül seviyenin 10 katına kadar çıktığı belirtildi. Ortaya çıkan ilk sızıntıların doğrulanmasından sonra otomotiv devi Japon sanayisinin %8’i fabrikalarını kapatmak zorunda kaldı. Kapanan veya üretime enerji kesintileri sebebi ile ara veren Japon fabrikaları, sağlayamadıkları yedek parça veya ham maddeden dolayı faal durumda olan diğer fabrikaların üretimlerine ara vermek zorunda bıraktırmıştır. Dünya’nın en büyük 3. Ekonomisi  olan Japonya, dünya üretim hacmine 4 trilyon dolar seviyesinde bir katkıda bulunduğu belirtiliyor. Bunun yanında neredeyse hiçbir enerji kaynağına sahip olmayan Japonya dünyanın kömür ve sıvılaştırılmış doğalgaz da en büyük ve petrolde de ikinci büyük ithalatçısı konumundadır.Tüm bunlar göz önünde bulundurulduğunda, Japonya’nın ihracat ve ekonomisinin ayakta durmasının önemi ortaya çıkmaktadır.</p>
<p>Belki Türkiye için çok yoğun olmasa da, Güney Kore, Tayvan, Çin, ABD ve Hong Kong ile ticaret yapan  Japonya, üretimdeki durdurma veya geciktirme uygulamalarını uzun vadeye yaymaya başlarsa hem yedek parça hem de otomotiv sektörünün arz talep dengesini büyük sıkıntıya sokacaktır. Bunun yanında Japonların, ekonomilerinin otomotiv sanayisinden beslendiğini, Honda, Nissan, Toyota gibi büyük firmaların zarar edeceğini de hesaba katması gerekmektedir. </p>
<p>Şu günlerde Japonların Tsunami ve depremden aldıkları fiziki yaraları sardıkları ve bu travmayı başarılı bir şekilde atlattıkları da bir gerçek. Japon ekonomisinin en önemli sıkıntılarından birisi para birimlerinin sürekli  değer kazanıyor olması.Ekonomisi sanayi üretimlerinden gelen ihracat kazanımlarına bağlı olan, sanayi devi Japonya’yı çok derinden etkiliyor. Ticaretinin büyük kısmını Avrupa ülkeleri ile yapan Japonya, ihracat gücünü para biriminin sürekli değer kazanmasından dolayı büyük ölçüde kaybediyor. Biraz daha derine inildiğinde, Japon ekonomisinin Amerikan ekonomisinin aksine, cari açığının olmadığı görülüyor, yani cari açık vermiyorlar, bilakis cari  fazlası var. Böylesi tasarruf fazlası olan bir ülke bu tasarruf fazlasını da Çin’den sonra ABD’nin 2. büyük tahvil müşterisi olarak değerlendiriyor. Japonlar ABD tahvillerinin Çin’den sonra 2. büyük müşterisi ve ellerinde 800 milyar dolarlık Amerikan tahvili bulunduruyorlar. Japonya’daki konut sigortalarını bir kamu kuruluşu üstleniyor ve bu kuruluşlar, konutları deprem, Tsunami veya sel baskını gibi doğal afetlere karşı sigortalıyor. “Nippon Life Insurance Company” de bunlardan birisi olmakla beraber, Amerikan tahvillerine sahip en büyük Japon kuruluşlarından birisidir. </p>
<p>Olası bir deprem veya Tsunami olması durumunda Japonlar Amerikan Doları biriminden aldıkları hisse senetlerini veya tahvilleri satıyorlar ve Japon Yen’i alıyorlar. Almış oldukları bu Japon Yen’leri ile de evlerini tamir ettiriyor, yeni eşya alıyor kısaca ekonomiye yeniden katkıda bulunuyor ve paranın döngüsünü sağlamış oluyorlar. Diğer yandan ülkedeki kamu kurumuna bağlı deprem sigorta birimleri de, yukarda örneğini vermiş olduğumuz “Nippon Life Insurance Company” gibi, bu Japon Yen’lerini alıyor ve halkı yeniden sigortalıyor veya zararlarını süspanse ediyor. Bu sayede dışarıdan gelen Japon Yen’i, ABD için bütçe açığına dönüşüyor, dolar değer kaybederken Japon Yen’i değer kazanıyor.</p>
<p>Son 1 yıl içerisinde Japon Yen’i dolar karşısında %20 değer kazandı. Bu şekilde sürekli değer kazanan para biriminin, otomotiv ihracatlarını  baltaladığı ayrı bir gerçek. Renault-Nissan ortaklığı başkanı Carlos Ghosn, bir açıklamasında Tsunamı’nin aksine güçlenmekte olan para birimi Yen’in vurur ve geçer bir felaket olmayacağını belirtiyor. Japon ekonomisi deprem-Tsunami gibi doğal felaketlerin üstesinden gelebilmiş gözükse de, şu anda görünen o ki, Japonya ihracat sorununu aşmak için sürekli değer kazanan “Yen Tsunamisi”’ni de aşmak zorunda. </p>
<p>Japonya Merkez Bankası (BOJ) Yen’e müdahale etmezse, piyasada fiyat oluşumunun istikrarı sağlanamaz ve Japon şirketlerinin ihracatını olumsuz etkileyerek döviz girdilerini azaltır.Gidişat öyle gösteriyor ki, Japonya Merkez Bankası’nın Yen’e müdahale etmesi çok uzun sürmeyecek.Bu müdahale, USD/JPY,EUR/JPY,GBP-JPY…gibi paritelerde olası sert yükselişlere  yol açacak, paritelerde anlık ciddi oynamaların arkasından Yen’in değer kaybetmesi ile ihracat artacak, paritelerdeki yeni yükselişler ihracatın canlanması haberlerini takip edecek gibi görünüyor.</p>
<p>Özgen GEDİK<br />
TeleTrade Antalya</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.haberforex.com/japonyada-tsunaminin-yeni-adi-yen/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Amerika’nın Fendi Avrupa’yı Yenebilecek mi?</title>
		<link>http://www.haberforex.com/amerikanin-fendi-avrupayi-yenebilecek-mi</link>
		<comments>http://www.haberforex.com/amerikanin-fendi-avrupayi-yenebilecek-mi#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Apr 2012 16:42:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>HaberForex</dc:creator>
				<category><![CDATA[MAKALELER]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.haberforex.com/?p=508</guid>
		<description><![CDATA[Ağır şartlarda sonlanan 2011 yılının ardından bembeyaz bir sayfa açarak yeni yıla başlamak isteyen piyasalarda, Yunanistan çabaları koz olarak ileri sürüldü. US Doları karşısında iyice değer kaybeden Euro, 2012 yılının ilk iş günüyle beraber rüzgarı arkasına alarak, hasta Yunanistan’a deva [&#8230;]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ağır şartlarda sonlanan 2011 yılının ardından bembeyaz bir sayfa açarak yeni yıla başlamak isteyen piyasalarda, Yunanistan çabaları koz olarak ileri sürüldü. US Doları karşısında iyice değer kaybeden Euro, 2012 yılının ilk iş günüyle beraber rüzgarı arkasına alarak, hasta Yunanistan’a deva olma çabalarını fiyatlamaya başlamıştı. Adımlar bir bir atıldı ve “ağlayan bebek Yunanistan” için boy boy emzikler hazırlandı. Yunanistan bu iyilikleri hak ediyor mu etmiyor mu tartışmaları da aşıldıktan sonra “kurtarma paketi” gerçeğe dönüştü. Yeni yılın ilk iki ayında ise gösterilen bu çabalar Euro’ya olumlu yansıdı ve Euro, US Doları karşısında sazı eline aldı.</p>
<p> Ancak Euro’nun saltanatı fazla uzun sürmedi ve Mart ayında rüya bitti. Sebebi ise çabaların sadece Yunanistan ile sınırlı kalmayacak olması ve çanların İspanya ve İtalya içinde çalmaya başlamasıyla beraber endişelerin artmasıydı.</p>
<p>Tabi tek suçlu Avrupa mı? Yoksa başka etkenlerde var mı?</p>
<p>Avrupa bölgesinde rüzgarların terse dönmesinin dışında, ABD’de  yaşanan gelişmelerde Euro’nun değer kaybetmesinde etkili oldu. “Oscar’lık” oyuncular gibi davranan ve yaptıkları her  toplantıda aynı 3 konuya değinen FED Başkanı Ben S. Bernanke, US Doları’nın sağlam duruşunu gözler önüne seriyordu (yoksa göz boyama mı yapıyor, tartışılır!). Her ne olursa olsun, FED Başkanının “2015 yılına kadar faiz oranını arttırmayacak olması; ekonomide ki büyümenin ılımlı  olduğunu vurgulaması; işsizlik oranının istenilen düzeyde olmasa bile iyileşme kaydettiğini belirtmesi” US Doları’na güç katıyordu.</p>
<p>Hal böyle olunca Euro’dan kaçışlar tekrar nüksediyor ve US Doları’nın talebi artmaya başlıyordu.</p>
<p>Dünyanın en büyük ekonomisine sahip olan (?) ABD’nin para birimi US Doları’nın endeksi (**DXY: US Doları Endeksi) de bu zaman zarfında,  temel faktörlerin etkisiyle önemli hareketlerde bulundu.</p>
<p>2012 yılının başından itibaren endekste yaşanan düşüş, US Doları’nın değerindeki kayıpları da destekler nitelikteydi. Yükseliş trendi içerisinde hareketine devam eden Dolar Endeksi, bu tarihten itibaren yükseliş trendi içerisinde orta vadeli bir düşüş trendi yaratmıştır. Endeks değeri ise bu düşüş trendinin direnç seviyesini yukarı yönlü kırmakta zorlanmaktadır. Aynı tepki güneyde yükseliş trendi tarafından da uygulanmaktadır. Kuzeyde düşüş trendinin direnç seviyesini kırmakta zorlanan endeks güneyde de yükseliş trendinin desteğine takılmaktadır.</p>
<p><a href="http://www.haberforex.com/amerikanin-fendi-avrupayi-yenebilecek-mi/amerikafendiavrupayiyenebilecekmi" rel="attachment wp-att-509"><img src="http://www.haberforex.com/wp-content/uploads/amerikafendiavrupayiyenebilecekmi-300x133.gif" alt="amerikafendiavrupayiyenebilecekmi 300x133 Amerika’nın Fendi Avrupa’yı Yenebilecek mi?" title="amerikafendiavrupayiyenebilecekmi" width="300" height="133" class="alignleft size-medium wp-image-509" /></a></p>
<p>Bu da endeks değerindeki daralmayı gözler önüne sermektedir. Bu daralma yukarı yönlü kırılırsa, referans noktası olan 80,00 seviyesinin de önemi tekrar artacaktır. Bu seviyenin test edilip yukarı yönlü aşılması endeksin ve aynı zamanda US Doları’nın değer kazanmasını sağlayacaktır.</p>
<p>Daralmanın güney yönlü kırılma ihtimalini düşünecek olursak, sağlam destek seviyesi olan 78,77 seviyesinin de aşağı yönlü kırılmasını beklemek gerekecektir. Ancak böyle bir durumda endeksin düşüş trendi içerisinde hareketine devam ettiği konuşulabilir. Aynı zamanda US Doları’nın da değer kaybı&#8230;</p>
<p>Bu iki teknik varsayımdan sonra, endeks değerini etkileyebilecek olan temel faktörleri de göz ardı etmemek gerekir. Nisan ayının sonlarına doğru ortaya atılan, Almanya’nın kardeş ülkesi(!) Fransa’nın kredi notunun, kredi derecelendirme kuruluşları tarafından kırılabileceği spekülasyonları, Euro’nun değer kaybetmesine neden olabilir. “Sinek küçüktür ama mide bulandırır” sözü tam da bunun için söylenmiş olsa gerek. Fransa’nın bu durumu kafalarda soru işareti, kalplerde ise huzursuzluk yaratabileceği için yatırımcılar Euro’dan kaçmak için daha fazla vakit kaybetmeyebilirler. Bu senaryonun sonunda ise söylenebilecek tek cümle; “ver elini US Doları”.</p>
<p>Berk ARKAN<br />
TeleTrade İzmir</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.haberforex.com/amerikanin-fendi-avrupayi-yenebilecek-mi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türk Lirası’nın durumu başarı mı? Yoksa mecburiyet mi ?</title>
		<link>http://www.haberforex.com/turk-lirasinin-durumu-basari-mi-yoksa-mecburiyet-mi</link>
		<comments>http://www.haberforex.com/turk-lirasinin-durumu-basari-mi-yoksa-mecburiyet-mi#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Apr 2012 16:15:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>HaberForex</dc:creator>
				<category><![CDATA[MAKALELER]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.haberforex.com/?p=505</guid>
		<description><![CDATA[Türk Lirası’nın durumu, bu durumun cari açığa etkileri, uygulanan politikaların geçerliliği, sorunların çözümü… bunlar son zamanların bir hayli merak uyandıran konularından. Aslında hepsi bir bütün, hepsi incelendiğinde neden sonuç ilişkilerine rahatlıkla bağlanabilecek başlıklar. Paranın yöneticilerinin cari açığı kapatmak için uyguladıkları [&#8230;]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türk Lirası’nın durumu, bu durumun cari açığa etkileri, uygulanan politikaların geçerliliği, sorunların çözümü… bunlar son zamanların bir hayli merak uyandıran konularından. Aslında hepsi bir bütün, hepsi incelendiğinde neden sonuç ilişkilerine rahatlıkla bağlanabilecek başlıklar. </p>
<p>Paranın yöneticilerinin cari açığı kapatmak için uyguladıkları tüm yöntemler sürdürülebilir olmaktan çok uzakta. Aksine sadece kısmi geciktirme çabalarından da öte değil. Tüm düzen, sistemdeki paranın gevşetilmesi (çoğaltılması) üzerine kurulu. Merkez döngünün likitide desteği de kuvvetli olunca her şey iyi gidiyormuş gibi bir görüntü de rahatlıkla ortaya çıkıyor tabi ki. </p>
<p>Avrupa’nın içinde bulunduğu krizleri resmedenler buradan yola çıkarak Türk Lirası’nın zamanla güvenli liman olacağını söylüyorlar. Önceden de bahsettiğimiz gibi likitide destekli önlemler alındıkça TL’nin, güvenli liman olmaktan çok; değer kayıplarının büyük olacağı günlerinin geleceği söylenmesi daha gerçekçi bir yaklaşım gibi.</p>
<p>Türk Lirası’nın değerinin düşmesi, ihracattaki rekabet gücümüzü artırırken, İçeride yaratacağı ithalat ve borç sorunlarının büyüklükleri yadsınamaz olacaktır. Öte yandan bu durum cari açığı azaltırken, bütçe açıklarını da kontrol edilemez hale getirecektir. Hedeflenen cari açığın düşürülmesiyken, bunun gerçekleşmesi bir başarıdan öte, yapılan yanlış uygulamaların doğurduğu sonuç olacaktır. </p>
<p>Şimdilik her şey güllük gülistanlık gibi görünüyor. Aslında tüm bunlar kısmi geciktirme çabalarının TL’ye etkileri sadece. Tabi ki döviz kurları üzerindeki etkiyi tek başına oluşturan Türkiye değil. Kısa vadede TL değer kaybederken aynı oranda USD ve Euro’nun da kayıpları söz konusu olacaktır. Ancak uzun vadeye bakıldığında şuan ki parite fiyatlarının denge noktaları ister istemez daha yukarılara taşınacaktır. </p>
<p>Çok değil, bu yılın son çeyreğinde veya da diğer yılın başlarında patlak verecek bütçe açığı sorunları ve bunun nedeni olan TL değer kayıpları; şimdi resmedilen , sağlam gibi gösterilen tüm uygulamaların altlarının boş olduğunu kanıtlayacaktır. Aslında sistem yöneticilerinin biran önce geçici rahatlatmalardan kaçarak, daha sağlam para politikaları uygulamaları gerekli. Aksi taktirde Türkiye ekonomisini gerçekten de zor günler bekliyor. Umarız ki Hükümetin daha etkin ve ekonomiyi baskı altına alacak B ve C Planları vardır. Yoksa bomba patladıktan sonra, yaraları sarmak daha zor olacaktır. </p>
<p>Oğuz Ufuk AŞIK<br />
TeleTrade Antalya</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.haberforex.com/turk-lirasinin-durumu-basari-mi-yoksa-mecburiyet-mi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>GÜNEŞİN YÜKSELDİĞİ DOĞU’ NUN İNSANLARI</title>
		<link>http://www.haberforex.com/gunesin-yukseldigi-dogu-nun-insanlari</link>
		<comments>http://www.haberforex.com/gunesin-yukseldigi-dogu-nun-insanlari#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Apr 2012 16:12:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>HaberForex</dc:creator>
				<category><![CDATA[MAKALELER]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.haberforex.com/?p=503</guid>
		<description><![CDATA[Japonya’nın, Marco Polo ile başlayan Avrupa macerası, ‘Kill Bill’ filmindeki bakışları ve sert konuşmasıyla seyirciyi etkisi altına alan Hattori Hanzo’nun kılıç macerasıyla devam etti. Dünya pazarında Japonlara karşı ilk izlenim, bakır ve çelik konusunda ciddi bir rezerv ve üretimdeki başarılarıydı. [&#8230;]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Japonya’nın, Marco Polo ile başlayan Avrupa macerası, ‘Kill Bill’ filmindeki bakışları ve sert konuşmasıyla seyirciyi etkisi altına alan Hattori Hanzo’nun kılıç macerasıyla devam etti. Dünya pazarında Japonlara karşı ilk izlenim, bakır ve çelik konusunda ciddi bir rezerv ve üretimdeki başarılarıydı. Üretimdeki başarıları o kadar iyiydi ki, en keskin çeliği üretmeleri, akıllardaki silah kavramını bile değiştirdi. Sömürgeci zihniyet bu madenlere gözünü diksede, insanlarının davranışları, kültürleri ve zekaları, güçlü devlet anlayışını bu ülkelere kolay empoze etti. Sadece çevre ülkelere değil, tüm batıya etki eden sosyal yapıları, bu insanların her zaman bir adım öne gelmesini sağladı. Her ne kadar sushi ülkemizde pek revaçta olmasa da pirinç sevdaları, espri konusu olmadı değil. Çubuklarla yedikleri ve sürekli tükettikleri bu gıda maddesinin geçmişi ise, eski zamanlarda köylülerden vergi diye pirincin alınmasına kadar geri gitmekteydi. Ekonomilerinin temeli ve iklim koşulları itibariyle en çok ihraç edilen emtiaydı. </p>
<p>Pirinçten ziyade, standart tarih anlayışında zaferler, yenilgiler, entrika ve cesaret örnekleriyle tarih kitaplarında yerini alan bu minyon insanların kaderi, 2. Dünya Savaşı ile yeniden yazıldı. Tayvan, Kore ve Çin’ in kuzeyine, militarizmin etkisine giren siyasi iradeleriyle yaptıkları işgal hareketleri, dünyanın jandarması Amerika’yı karşılarına almalarına neden oldu. Kusursuz casusluk faaliyetleriyle ‘süper güç’ diye anılan malum ülkeye, inanılmaz bir ceza kestiler. İnsanlık suçu işleyen Amerika, intikamını çok daha fazlasıyla aldı. Fabrika ve alt yapılarının neredeyse yarısını kaybettiler. Yakın zamandan örnekleyecek olursak, Tsunami felaketindeki gibi, savaşın ardından kilitlendiler ve en baştan başladılar. İlginçtir ki yıkan Amerika, en büyük destekçisi oldu ve Japonya küllerinden yeniden doğdu. Elektrik enerjisi, kömür, demir ve çelik ile şahlandılar. 1973 petrol krizinde (Arap Birliği’nin, Kippur savaşında, Abd &#8211; İsrail müttefikliğini kınaması ve petrol ihracatını durdurması) ciddi bir yara aldılar. Bu yara öylesine derindi ki, dünya savaşından sonra bu denli bir yıkıma hazır değillerdi. O an anladıkları tek bir şey vardı. ‘Çeşitlilik’…</p>
<p>Yakın zamana dair en önemli oluşumları, tüm şirketlerinin ürün farklılığına gitmesi oldu. Bu stratejileri, irili ufaklı tüm firmaların, dünyanın önde gelen üreticileri olmasına neden oldu. Dayanıklı ve öncü bu mallarıyla, özellikle teknoloji alanında ekvatordan şişkin, kutuplardan baskın geoitin insanları, Japonları teknolojinin ilahı ilan ettiler. Sosyal devlet anlayışlarında, çalışan kesime sponsor olarak, bu kesimin tatillere gitmesini ve gittikleri yerlerin fotoğraflanmasını istediler. Amaçları, ülkelerin en ufak yapısal ve kültürel değişimini takip edebilmekti. Bugün, tüm inşaat ve teknoloji yapılanmasında Japonların adını duymamız bundan kaynaklıdır ki, zaten bu durum devlet yaptırımıdır. Turist olarak ülkelere giden her Japon, anavatanlarına döndüklerinde bu resimleri şirketlerine rapor olarak aktarırlar. Japonların dışında kimin aklına gelirdi ki zaten bu denli zekice bir hareket!..Pekala, Japonlar bu kadar zeki insanlar ise şu anki ekonomik durumları nasıl?..</p>
<p>Her zaman saygı uyandırmıştır Japonların sadakat ve düşünce yapıları. Ancak finans sektöründe bir türlü güven ortamını sağlayamamaları da her zaman dezavantajları oldu. Japon Yeni üzerinden kredi veren bankalar, müşterilerini büyük risklere attılar. Kısa vadede kazanımları olsa da, ‘mağdur kesim’ yaratmak, hiçbir kuruluş için akli bir davranış olamazdı. Olmadı da zaten. Yatırımcının Yen’e bakış açısı her anlamda değişti. </p>
<p>Dünya genelindeki ekonomik kriz dalgaları, diyalogun yetmediği zamanlarda oluşan savaş psikolojisi, siyasi anlaşmazlıklar ya da Tanrı’nın, insan üzerindeki doğal etkilerinin cezasını en çok hissedenlerden biri Japonya ve Japon Yeni oldu. Hem coğrafi konumundan, hem de kriz dalgalarından, her zaman etkilendi. Hattori Hanzo’ nun öğrencileri, BOJ (Bank of Japan) çatısı altında, ayakta kalmaya ve para birimlerinin değerini stabil tutmaya çalışacak; güneşin yükseldiği doğunun insanları ekonomilerine; piyasalarının yatırımcıları da,  bu harika insanlara inanmaya devam edecekler… </p>
<p>Çağlar TUNCAY<br />
TeleTrade İstanbul</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.haberforex.com/gunesin-yukseldigi-dogu-nun-insanlari/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>GLOBAL RİSKLER VE TÜRK LİRASI’NIN DEĞERİ</title>
		<link>http://www.haberforex.com/global-riskler-ve-turk-lirasinin-degeri</link>
		<comments>http://www.haberforex.com/global-riskler-ve-turk-lirasinin-degeri#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Apr 2012 16:11:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>HaberForex</dc:creator>
				<category><![CDATA[MAKALELER]]></category>
		<category><![CDATA[global]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.haberforex.com/?p=501</guid>
		<description><![CDATA[Avrupa’da Yunanistan krizinin üstü kapandı derken şimdi de İspanya gündemin birinci maddesi olarak piyasaları tedirgin ediyor. İşsizliğin genelde %25, genç nüfusun da %40’larda seyrediyor olması ve hedeflenen bütçe açığının tutturulamaması her şeyi açıklamaya yetiyor. Bu da İspanya bankacılık sisteminin Avrupa [&#8230;]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Avrupa’da Yunanistan krizinin üstü kapandı derken şimdi de İspanya gündemin birinci maddesi olarak piyasaları tedirgin ediyor. İşsizliğin genelde %25, genç nüfusun da %40’larda seyrediyor olması ve hedeflenen bütçe açığının tutturulamaması her şeyi açıklamaya yetiyor. Bu da İspanya bankacılık sisteminin Avrupa Merkez Bankasının fonlamasına ne kadar alışık olduğunu ve bu konuda tembellik yaptığını gösteriyor.  Citibank ekonomisti William Butler ‘ın yaptığı açıklama İspanya ekonomisinin 2012’de %3.7 daralacağı yönünde. İtalya Başbakanı Monti’nin de İspanya’nın Avrupa ekonomisini tehdit etmesini belirtmesi, bu senaryoyu destekler nitelikte. İtalya’nın durumu çok mu iyi? Hayır değil ama belli ki İtalya komşusunu Avrupa’nın günah keçisi yapmak istiyor. </p>
<p>Krizlerde kıstas ödemeler dengesidir.  1997’de Güney Kore ve Tayland’da, 1998’de Brezilya’da ve 2001’de Türkiye’de olan krizler aslında bir ödemeler dengesi krizidir. Bu ülkeler özel sektör kreditörleri tarafından kabul edilen dış borcun maksimum seviyesine ulaştığında bir yerden sonra artık dış borçlarını finanse edemeyecek hale geleceklerdir. Herhangi bir kurtarma planı  devreye sokulmadığı taktirde artık o ülke için temerrüt riski doğacaktır. </p>
<p>Türkiye örneğine bakıldığında ülkemizin kronikleşmiş bir enflasyon ve cari açık sorunuyla mücadele ettiği görülüyor. 2001’de dış borç birikiminin temel nedeni kriz öncesindeki dış açıklardır. Faiz oranlarının yükselmesiyle birlikte döviz rezervlerinin azaldığını ve sermaye çıkışlarının olması da krizi tetikleyen şeylerden biriydi. Ve bunların sonucu olarak Türk Lirası iyice hassaslaşarak değer kaybetmeye başladı. 2001 yılından bu yana geçen süreçte ekonominin iyileşmesi, rekabet gücünün ve şirket verimliliklerinin artırılmasıyla gerçekleşti.  Türk Lirası’na olan güvenin ve değerinin korunabileceğine ilişkin düşünceler Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı’nın bu yılın Ocak ayında yaptığı konuşmayla netleşti.  TCMB Başkanı Erdem Başçı’nın Bursa’da “Para Politikaları” konulu verdiği konferansta 2012’de TL’ye yatırım yapanların kazanacağını, bu yıl TL’nin değer kazanmasına izin vereceklerini ve dünyanın en çok değerlenen para birimlerinden biri olacağını söylemişti. Geçen 4 aylık zaman dilimine bakıldığında olanlar sayın başkanımızın söylediklerini destekler nitelikte. Euro’ya baktığımızda 2012’nin başında yapılan bu konuşmanın da etkisiyle TL karşısında değer kaybettiğini söyleyebiliriz.  EURTRY paritesi grafiğine  teknik açıdan bakıldığında fiyatın 2.45 seviyelerinden 1 ay boyunca düşüş yaparak 2.30 seviyesine kadar düştüğünü görebiliyoruz. Burada Euro’daki düşüşün,  Erdem Başçı’nın TL’yi destekler bir politika izlemesinin ve o dönemde Yunanistan meselesinin Avrupa’yı çıkmaza sürüklemesinin etkisinin olduğu söylenebilir.  Fiyatın o dönemde  1.30 seviyelerinden daha fazla düşememesinin sebebi ise 2010 yılının son döneminde başlayan hızlı yükselişin oluşturduğu trendi test etmesidir. O dönemde o seviyelerden geçen bir trendin olmadığı düşünülürse fiyatın daha da aşağı inebileceğini söylemek mümkündü. Avrupa’nın Yunanistan’ı fonlama konusunda çözüm oluşturmaya karar verilmesi, Euro’nun tekrar değer kazanmasına neden oldu. Şu an ise EURTRY paritesi grafikte de gösterdiğim gibi yükseliş ve düşüş trendleri arasında sıkışmaya doğru ilerlemekte. Fiyatın sıkışmaya gitmesi demek bir süre sonra fiyatın aşağı veya yukarı doğru patlamaya gidiyor olması demektir. Fiyatın piyasalardaki olumlu gelişmeler sonucu aşağı yönlü hareketi halinde bahsettiğimiz 2010 yılından itibaren süregelen yükseliş trendini kırdıktan sonra 2.33 seviyesine gelmesi beklenebilir. Fiyatın bu seviyeyi de kırarak düşüşüne devam etmesi halinde 2.30 desteğinde bir engel bulması muhtemeldir. Aksi bir senaryoda yani fiyatın yukarı yönlü hareketinin söz konusu olduğu durumlarda ise yoluna devam edebilmesi için ilk olarak 2.36 direncini yukarı yönlü kırması gerekir. Ve tabi burada Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın da TL’nin değeriyle alakalı politikası fiyatın yönünü belirleyecek. Eğer TL’nin değer kaybetmesine izin verilirse, fiyatın 2.38 direncine dayanması beklenebilir. Daha fazla yükselmesi için grafikte de gördüğümüz geçen yılın Kasım ayından itibaren süregelen düşüş trendini kırması gerekir. Bu trendin kırılmasıyla fiyatın tekrar 2.41’leri bulması hiçte zor olmayacaktır.</p>
<p>Peki fiyat hangi yöne doğru patlayacak? Onu ilerleyen günlerdeki global gelişmeler belirleyecek. Son 1 aydır piyasaların kulak kabarttığı taraf İspanya oldu. Fiyatın yönünü, Avrupa’nın,  Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) ve TCMB’nın izlediği politika belirleyecek.  İspanya’ya ilişkin endişeler devam eder ve buna paralel olarak durumun iyileştirilmesine yönelik herhangi bir çözüm bulunamazsa fiyatın aşağı yönlü patlayacağı söylenebilir. Lakin fiyatın yönü yukarı olursa o zaman da fiyatın yönünü belirleyici etken büyük ölçüde TCMB olacaktır.</p>
<p>Seda BAYKIR<br />
TeleTrade Antalya</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.haberforex.com/global-riskler-ve-turk-lirasinin-degeri/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

